ABD Yüksek Mahkemesi’nden ‘Yeni Yasa’: Louisiana v. Callais ve Voting Rights Act §2’nin Yeniden Yorumu

ABD Yüksek Mahkemesi’nden ‘Yeni Yasa’: Louisiana v. Callais ve Voting Rights Act §2’nin Yeniden Yorumu

ABD Yüksek Mahkemesi, 29 Nisan 2026’da tarihi bir karar yayınladı: Louisiana v. Callais (No. 608 U.S. 2026). Karar, ırk bazlı seçim haritası çizmenin (racial gerrymandering) sınırlarını yeniden çizdi ve Voting Rights Act §2’nin (1965 Oy Hakları Yasası 2. Maddesi) anayasal sınırlarını netleştirdi. Özetle Louisiana’nın SB8 haritası (2. siyah çoğunluklu seçim çevresine ekleyen haritayı) anayasaya aykırı bulundu.

2020 sayımından sonra Louisiana kongre seçim çevresini yeniden çizdi. Bir federal hakim (Robinson davasında) ilk haritanın §2’yi ihlal ettiğini söyledi: “Bir tane daha siyah çoğunluklu seçim çevresi olmalı.” Eyalet meclisi SB8’le bunu yaptı. Ama bu kez karşı taraf “Bu ırk bazlı seçim manipülasyonudur” dedi. Üç hakimlik mahkeme SB8’i iptal etti. Louisiana ve Robinson tarafları Yüksek Mahkeme’ye gitti.

Yüksek Mahkeme kararında (6-3): Voting Rights Act §2’ye uymak, ırkı bilinçli şekilde seçim çevresi çiziminde kullanmak için zorunlu gerekçe olabilir. Ama §2 doğru yorumlandığında Louisiana’yı böyle bir seçim çevresi çizmek zorunda bırakmıyordu. O yüzden SB8 anayasaya aykırı ırk bazlı seçim çevresi manipülasyonu’dur.

Mahkeme §2’yi yeniden yorumladı (en kritik kısım):
Eski yorumlar §2’yi “etki” (disparate impact) odaklı görüyordu. Mahkeme bu kararında: §2, 15. Değişiklik’i (ırk nedeniyle oy hakkının engellenmemesi) uygulamak için çıkarıldı. Yani kasıtlı ırk ayrımcılığını önler. Sadece “etki” yaratmak yetmez. §2  ihlali için güçlü delil ile kasıtlı ırk ayrımcılığı gösterilmelidir.
 
Gingles testi güncellendi (40 yıllık kural değişti):
Birinci önkoşul (numerosity & compactness): Örnek haritalar (illustrative maps) ırkı kriter olarak kullanamayacak.
İkinci ve üçüncü önkoşul (ırksal blok oy): Analiz parti aidiyetini kontrol etmeli. Irksal blok oy, partizan tercihin sonucuysa §2 ihlali sayılmaz.
Sonuç olarak, eski tarihsel ayrımcılık ve “toplumsal ayrımcılığın devam eden etkileri” artık çok daha az ağırlık taşıyor. Bugünkü kasıtlı ırk ayrımcılığı deliline odaklanılacak.

Bu davada Robinson tarafı yeni Gingles testinin hiçbir adımını geçemedi. Örnek haritalar eyaletin siyasi hedeflerini karşılamıyordu.
Irksal blok oy analizi partizanlığı ayrıştırmadı ve kasıtlı ırk ayrımcılığına dair güçlü delil de yoktu.
Neticede §2  Louisiana’yı ikinci siyah çoğunluklu seçim çevresi çizmek zorunda bırakmıyordu. SB8’de ırk “predominant” motivasyondu ve sıkı denetim’de çöktü.

Ne değişti? Yüksek Mahkeme “Voting Rights Act anayasaya aykırı olamaz” dedi ve §2’yi 15. Değişiklik’in sınırları içinde yeniden yorumladı. Bu karar, yeniden bölgeleme hukukunda dönüm noktası oldu. Bu karar hem Voting Rights Act’ı (1965 tarihli Oy Hakları Yasası) korudu hem de Equal Protection Clause’u (14. Değişiklik) güçlendirdi.

Gelinen noktada yüksek mahkemenin verdiği bu kararın etkisi ile kongrenin yeni bir anayasa değişikliği yapması kaçınılmaz olabilir. (Bkz, Ferhat Küçük, Anayasa yargısının anayasa yapılına içtihafi etkisi: ABD, Almanya, İsrail ve Türkiye)
No Comments

Post A Comment